İnsan, gerek diğer insanlarla birlikte yaşayabilmek, gerekse kendinden öncekilerin oluşturduğu bilgi, değer ve kuralları edinebilmek için olağanüstü bir donanıma sahiptir: İLETİŞİM YETENEĞİ…Bu yetenek, 7 yaşına kadar sosyalleşme sürecinde oluşan ve gelişen özelliklerdendir.

 

 

İletişim Benimle Başlar…

Bir insanın düşünmesi, duygulanması, kişisel ihtiyaçlarının farkına varması, iç gözlem yapması, kendi içinden mesaj alması ya da kendine sorular sorup bunlara cevaplar bulmaya çalışması iç iletişimdir. Çocuk iletişime önce kendini anlayarak başlar.

 

 

Kişilerarası iletişim…

Kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardığı bir süreçtir. Bireyler arasındaki ilişki olumlu ise bu kişilerden kurulan aileler ve toplumlar sağlıklıdır. Böyle bir ailede yetişen bir çocuk aile içindeki iletişimin etkisiyle kendini değerli hisseder ve yaşamın her alanında denge kurar.

 

İletişim sadece konuşma değildir…

Sözlü iletişim: İnsanların birbirlerine ‘ne söyledikleridir’

Sözsüz iletişim: İnsanların birbirlerine söylediklerini ‘nasıl söyledikleridir’.

Sağlıklı ve olumlu iletişimde sözel mesajlarla ses tonu, biçimi, beden dili (vücut duruşu, yüz ifadesi, el kol hareketleri) paralellik gösterir ve iletişimde ‘sen dili’ yerine ‘ben dili’ kullanılmalıdır.

Örneğin: ‘Bana yalan söylüyorsun’ yerine ‘Bana yalan söylediğini düşündüğümde kendimi kötü hissediyorum’ vb.gibi…

Nedenli, niçinli, yargılayıcı ve suçlayıcı konuşmalar iletişimi engeller ve çatışmalara neden olur.

 

 

ÇOCUKLA İLETİŞİMDE NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

 

  • Çocuğun tüm duygularını olduğu gibi kabul etmeliyiz
  • Çocuğun kendini olumlu bir varlık olarak algılayabilmesi için çocuğu desteklemeliyiz
  • Çocuğun sınırlarına girmemeliyiz ( odası, oyunu, oyuncağı, kendine ayırdığı zamanı)
  • Çocuğun tercihlerine saygı gösterilmeliyiz, izin almalıyız
  • Çocuğun bedeni üzerindeki haklara saygı göstermeliyiz ( sevme, öpme)
  • Çocuğun başarısızlıklarından çok başarılarına odaklanmalıyız
  • İstenmeyen bir davranışta bulunduğu zaman olayın üzerinde durulacaksa, çocuğun yalnızca o davranışını eleştirilmeliyiz, kişiliği değil.
  • Sözlü ve sözsüz mesajlarımız, aynı içeriği taşımadığında çocuğun anlaması zorlaşır ve çocuk uygun tepkiyi veremez, tam olarak algılayamadığı durumlar ise çocuğa kaygı yaratır.Tutarlı olmalıyız
  • Sandviç Yöntemi kullanılmalıyız. Çocuğun istenmeyen bir davranışı varsa önce olumlu bir davranışı, arada olumsuz davranışı en son yine olumlu olabilecek bir davranışından bahsetmeliyiz.

 

ÇOCUKLA KONUŞURKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

 

  • Onun anlayabileceği sözcük ve ifadelerle konuşulmalıyız,
  • Ona yeterince yakın mesafede durmalıyız
  • Göz kontağı kurmalıyız
  • Dokunsal temasta bulunmalıyız
  • Beden dilini etkin olarak kullanmalıyız
  • Ses tonumuzu vermek istediğimiz mesaja göre ayarlamalıyız
  • Çocukla konuşmaya başlamadan önce dikkatini yeterince çektiğimizden emin olmalıyız
  • Çocuk konuşmaya başladıktan sonra kendisini ifade etmenin rahatlatıcı, doyum sağlayıcı gücünü fark eder. Bu andan itibaren çocuk büyüdükçe dinlemekten çok konuşmaya ağırlık verir.

 

 

 

 

ÇOCUĞU DİNLERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

 

  • Çocuğu dinlemek için özel zaman ayırmalı, vaktimiz yoksa çocuğa söylemeli ve daha sonra mutlaka dinlemeliyiz
  • Sakin bir biçimde dinlemeliyiz
  • Anlatılanlar hayal de olsa sabırla, can kulağıyla dinlemeli, değerlendirmeyi alaycı bir biçimde değil, ciddiye alarak yapmalıyız
  • Çocuğu dinlerken göz hizasına gelmeye çalışmalıyız, dokunsal temasta bulunmalıyız
  • Konu ne olursa olsun asla tehdit edici bir biçimde dinlememeliyiz,yargılamamalıyız. Böylece çocuğun gerçek duygu düşünce ve sorunlarını anlama şansımız olur
  • Çocuğu dinlerken söylediklerini tekrar ederek yansıtmalarda bulunmalıyız
  • Anne ve baba birlikte dinlerken asla sorgular gibi sorular sormamalıyız, birimiz soru sormalıyız
  • Konuşurken abartılı da olsa duygularını yaşamasına izin vermeliyiz
  • Dinlerken beden dilimizi ve yüz ifadelerimizi iyi kullanmalıyız
  • Çocuk bir şeyler anlatırken ona gülmemeli ama espri yapıyorsa mutlaka gülerek tepki vermeliyiz
  • Dinlerken mutlaka empati kurularak tepkiler verilmelisiniz
  • Çocuğunuzun anlattıklarını dinlemiyorsanız bir süre sonra onun da sizi dinlemediğini fark edersiniz
  • Çocuğun duygularına karşı çıkmayın. Düşüncenin doğrusu yanlışı olsa bile, duygunun doğrusu yanlışı olmaz
  • Kendisini sıkıntıya sokan her yaşantısından sonra ne sonuç çıkardığını sorarak ders almasına ve tecrübe kazanmasına yardımcı olun
  • Çocuğun hatasını görmesi için zorlamayın, zaman içinde görmesini kolaylaştırmış olursunuz
  • Çocuğa emir vermeyin, işbirliğine davet edin
  • Çocukla iddalaşmayın, inatlaşmayın. Unutmayın o sizi modelliyor(örnek alıyor, taklit ediyor)
  • Çocuğunuzun ilgilendiği konularla ilgilenip ortak zaman geçirin ve güvenini sağlayın
  • Çocuklarınızı özel günlerde yalnız bırakmayın( spor, tiyatro gösterisi, yıl sonu gösterisi,diploma töreni

 

Okul Öncesi Eğitimin Önemi

Merhaba! Her ay yazacağımız bu eğitim köşesinde biraz olsun toplumu bilinçlendirmeye yönelik yazılar yazıp bilgilerimizi sizlerle paylaşacağız. Bu ayki konumuz: “Okul Öncesi Eğitiminin Önemi”

 

Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %80’i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır. Çocukların bu sürede kazandıkları davranışlar, tüm yaşamları boyunca devam etmektedir. Okul öncesi eğitiminde tüm Avrupa ülkelerinde önem verilip, titizlikle üzerinde durulurken, çok üzücüdür ki Türkiye’ de henüz okul öncesi eğitiminin önemi kavranmış değildir.

 

0-6 yaş, çocuğun karakterinin oturduğu eğitim yaşıdır. Bu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. 0-6 yaş arasındaki çocuğun eğitiminde en önemli rol anne-babaya (aileye) ve daha sonra da okul öncesi eğitim kurumlarına düşmektedir. Bu nedenle öncelikle ana-babanın bilinçlendirilmesi çalışmaları önem kazanmaktadır. Üstelik bu Türkiye’de daha karmaşık bir hal almaktadır; çünkü hala çocuğun yetiştirilmesinde ailenin büyük bireyleri etkin rol almaktadır. Bu da çocuklarımızın tutarsız, güvensiz, sorumsuz, şımarık çocuklar olarak yetişmelerine neden olmaktadır.

 

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÇOCUĞUMUZA NELER KATABİLİR?

  • Çocukta yaratıcılığı geliştirir,
  • Çocukların kendilerini tanımalarını sağlar ve yeteneklerini keşfedip, geliştirmelerine yardımcı olur,
  • Çocuğun deneyerek, paylaşarak ve yaşayarak öğrenmesini sağlar,
  • Çocukta arkadaşlık, sevgi ve saygı duygularını geliştirerek sosyalleşmesini sağlar,
  • Çocukta öz bakım becerilerinin gelişmesini sağlar, ( Temizlik, kendi başına yemek yeme, giyinme vb.)
  • Çocuğun empati geliştirmesini sağlar,
  • Kendine güvenmesini ve saygı duymasını sağlar,
  • Çocuğa öz denetim kazandırır, oto kontrolünü geliştirir,
  • Çocuğa en iyi oyun ortamını sunar,
  • Çocuğa birlikte hareket etmeyi, ekip çalışmasını öğretir.
  • Çocuğun dil gelişimine katkıda bulunur,
  • Çocuğa yardımlaşma ve dayanışma duyguları kazandırır,
  • Başkaları ile iletişim kurma becerisini kazandırır,
  • Çocuğa haklarını savunmayı öğretir,
  • Kendini en iyi şekilde ifade etmeyi öğretir, ( Duygu, düşünce, davranış boyutunda)
  • Çocuğun kurallara benimsemesini ve uygulamasını sağlar, (disiplin)
  • Çocuğun sorun çözme becerilerini geliştirmesini sağlar,
  • Çocuğun gelişimine katkıda bulunarak İlköğretime hazır gitmesini sağlar,
  • Çocuğa hayatı planlamayı öğretir,
  • Çocuğun değerinin ve hayat felsefesinin oluşmasını sağlar,

 

Okul öncesi eğitimi alamayan çocuklarda evde şiddet içeren çizgi film, bilgisayar oyunları ve oyuncaklar ile televizyon ve internet bağımlılığı bunlara bağlı olarak oluşan yanlış beslenme alışkanlıkları (sonraki aşamada obezite veya iştahsızlık), davranış bozuklukları karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan okul öncesi eğitim kurumları, çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada,alışkanlıklarını kazandırmada ve kişiliğini oluşturmada çok önemli bir yer tutmaktadır. İlköğretime başlamadan önce okul öncesi eğitim görmeyen çocuklar, okulu sadece öğretim ortamı olarak hissederlerken, okul öncesi eğitimi alan çocuk oyun oynayarak öğrenmeyi yaşayarak okula daha yumuşak bir geçiş yapmakta ve ileriki aşamalarda da daha başarılı olmaktadır.

 

Çocuk okul öncesi döneminde çoklu zeka kuramına göre ne kadar çok uyarıcıyla karşılaşırsa algılamaya dayalı duyusal organlarının ( görsel, işitsel ve dokunsal) gelişmesi o denli güçlü olacaktır.

 

Aile çocuğunu güvendiği okul öncesi kurumuna gönderebiliyorsa kendini zaman ayırabilecek ve kendini daha mutlu hissedecek, bu da çocuğa pozitif bir duygu olarak yansıyacaktır.

 

Saygıyı, sevgiyi bilen,sosyalleşmiş, zekası ve yeteneklerini en üst düzeyde kullanabilen, özgüveni yüksek bireyler yetiştirebilmemiz için;

 

“7 YAŞ ÇOK GEÇ!”