Erken Çocukluk Dönemi

Erken çocukluk döneminde bulunan 0-6 yaş grubu çocuklarının gelişim alanlarını bilmek; onların normal, sağlıklı ve yaşına uygun bir gelişim gösterip göstermediğini anlamak çok önemlidir. Çünkü çocukları geleceğe en iyi şartlarda hazırlayabilmek onlara verilecek kaliteli bir eğitim sistemiyle doğrudan ilişkilidir. İnsan zekasının %75’inin okul öncesi dönemde kazanıldığı gerçeği de bu önemi desteklemektedir. Yapılan araştırmalar doğru bir okul öncesi eğitiminin çocukları uzun vadede daha üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha etkin ve sosyal becerilere sahip birey olarak yetiştiklerini ortaya koymaktadır.

Okulumuzun eğitim programları; Amerika ve Avrupa’nın seçkin anaokulu ve okul öncesi kurumlarında uygulanmakta olan okul öncesi eğitim programları olan Early Years Program, Gems, Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramı, Montessori ve High Scope (etkin öğrenme) yöntemleriyle sentezleyerek okul öncesinden başlayarak çocuklara kendilerini keşfedecekleri zengin bir öğrenme ortamı sunmakta, çocuğun zekasını geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu eğitim anlayışı çocukların ne yapabildiğini değil, neyi yapabileceğine bakarak onları geliştirmeyi hedeflemektedir.

Oyun çocukların çevreleri hakkında yeni şeyler öğrendikleri ve her alanda gelişimlerini destekledikleri (fiziksel, sosyal, duygusal, bilişsel ve sözel) en önemli araçtır. Bu yaşla ve bireysel özelliklerle bağlantılıdır. Biz bu anlayış çerçevesinde kaliteli ve nitelikli bir okul öncesi eğitim programı sunuyoruz. Çocuklara yetenek ve becerilerini geliştirebilecekleri yaşlarına ve ilgilerine uygun oyun seçenekleri ortamı sağlıyoruz. Öğrenme yaklaşımımız her çocuğun “tek” olduğu ve en iyi öğrenmenin yaparak, yaşayarak gerçekleştiği üzerine kuruludur. Yaratmak ve deneyimlemek onları yaşam boyu öğrenmeye hazırlar.

Yabancı Dil Eğitimi

Okulumuzda, İngilizce eğitim oranı % 50’dir. Dil, doğal olarak doğuştan itibaren gelişen bir olgudur. Erken yaşta yabancı dil öğretiminin hedefi, öncelikle çocukta dile yönelik ilginin uyandırılmasıdır. Oyunla birlikte verilen bu eğitim, öncelikle; çocuğun kendi ana dili ve kültürünün dışında, başka dil ve kültürlerin varlığının farkına varmasını sağlayacaktır. Yabancı dil programları, erken evrede ve özellikle okul öncesi dönemde yabancı dilin ana dille birlikte verilmesinin uygun bir yaklaşım olduğu inancıyla hazırlanmaktadır. Araştırmalar göstermektedir ki, çocuklar yabancı bir dili çok erken yaşlarda kolayca öğrenebilmektedir.

Birçok insan farklı yaşlarda yabancı dil eğitimi almasına hatta bu konuda başarılı olmasına rağmen yapılan araştırmalar erken yaşlarda başlanılan yabancı dil eğitiminin en etkili sonucu ortaya çıkardığını gösteriyor. Biyolojik kaynaklı araştırmalar beynin erken yaşlarda çok hızlı geliştiğini ve yedi yaşına kadar bu hızlı gelişimin devam ettiğini, bu süreç içerisinde alınan yabancı dil eğitiminin ana dil seviyesine yaklaştığını göstermektedir. Bu nedenle uzmanlar yabancı dil eğitiminin beyin gelişimi tamamlanmadan yani ergenlikten önce başlaması gerektiğini belirtiyor ve ekliyorlar “beyin gelişimi tamamlandıktan sonra yabancı dil eğitimi başlarsa, cümle kurmada yanlışlar başlıyor ve telaffuzdaki yanlışlıklar ömür boyu devam ediyor”.

Eğitimcilerin ve ailelerin erken yaşlardaki dil eğitimi ile ilgili kaygıları nelerdir?

Yabancı dil eğitimi ile ilgili araştırma yapan uzmanlar araştırmaları esnasında birçok anne-baba ve eğitimci ile konuşup onlar için de cevapları belirsiz olan soruları tespit etmeye çalışmışlar. Bu çalışmaların sonucunda iki ana soruya odaklanmışlardır.

Bunlar:

1)Ana dilinin dışında farklı bir dili öğrenmek erken yaşlardaki çocukların dil gelişimine zarar verir mi?

Bu soruya uzmanlar kesinlikle hayır cevabını veriyorlar, hatta araştırmaların bu sorunun tam tersi bir cevabı ortaya çıkardığını söylüyorlar. Erken yaşlardaki (yani 2-6 yaş evresinde) dil öğrenimi esnasında beyin iki farklı dil öğrenimini birbirinden ayırt etmiyor ve iki dilin gelişimini paralel devam ettiriyor. Bu nedenle çocuğun yabancı dili öğrenmesi ana dilini öğrenmesine engel olmuyor bilakis olumlu etkileri sayesinde çocuğun ana dilini daha kolay öğrenmesine katkıda bulunuyor.

2)Çocuğa erken yaşlarda verilen yabancı dil eğitimi onun dil öğrenmeye karşı eğilimini azaltır mı?

Çocuklar hepimizin bildiği gibi dünyanın en meraklı varlıklarıdır. Çocuklarda var olan bu doğal merak duygusunu dil eğitimi için elverişli hale getirmek tabii ki eğitimcilerin ve anne- babaların elinde. Bunu gerçekleştirirken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta çocuğunuzu yabancı dil eğitimi konusunda fazla zorlamamaktır. Fazla zorladığınız takdirde çocuğunuz yeni bir dil öğrenmekten soğur ya da vazgeçer.

 

High Scope Eğitim Modeli

High/Scope Eğitim Yaklaşımı, 1962 yılında ABD’de David P. Weikart ve meslektaşları tarafından geliştirilen ve bugün dünyanın Bir çok ülkesinde uygulanmakta olan bir okul öncesi eğitim yaklaşımıdır. Bu yaklaşımın oluşturulmasına Piaget’in kuramları rehberlik etmiştir. Bu yaklaşımda çocukların en fazla kendi kendilerine planlayıp uyguladıkları etkinliklerden öğrendikleri anlayışı esastır. Bir diğer deyişle, High/Scope Programı erken çocukluk eğitiminde “etkin öğrenme” kavramını temel alır. Çocukların kendi tercihlerini yapmalarına, karar alma mekanizmalarının geliştirilmesine, sorumluluk almayı öğrenmelerine, öz disiplin ve yeteneklerinin geliştirilmesine destek verilir. Çocukların yaratıcı, girişken, sorgulayıcı, kendini rahatça ifade edebilen, başkalarının görüşlerine açık bireyler olarak yetişmeleri teşvik edilir. Bunun sonucunda da çocuğun dil gelişimi (dili kullanma becerisi-kendini ifade yeteneği-düşünme süreci vs) gelişir.

Etkin Öğrenme- Uygulanması 
Etkin öğrenme yaparak öğrenmedir. Çocuk (öğrenen) tarafından başlatılan ve devam ettirilen öğrenme sürecidir.
“Etkin öğrenme” çocuğun yeni bir kavramı deneyimleri sonucu keşfetmesidir. Deneyim kazanırken duyularını aktif olarak kullanır- dokunur, tadar, bakar, dinler ve koklar. Böylelikle yeni materyal ya da durum hakkında kalıcı bilgiler edinir.
Çocuk, nesneleri ve kendi bedenini kullandıkça bunların kullanım ve özellikleriyle ilgili keşiflerde bulunur. Bu özellikler insanlarla, düşüncelerle ve olaylarla etkileşime girdikçe daha anlamlı hale gelir. Etkin öğrenme sayesinde çocuk kendi merakı doğrultusunda keşfederek yeni bilgiler üretir, problemlerini çözer.

Etkin Öğrenme beş ana noktadan oluşur:

Malzeme; çocuğun çeşitli biçimlerde kullanabileceği çok amaçlı ve bol miktarda malzeme olmalıdır.

Kullanma; çocuk nesneleri özgürce kullanmalıdır. Çocuklara araştırma ve deneme özgürlüğü verilmelidir.

Seçim; ne yapacağına, nasıl yapacağına ve hangi malzemeleri kullanacağına çocuk karar vermelidir.

Dil; çocuk yapmakta olduğu şeyi anlatmalıdır. Açık uçlu sorular (örn, bunu nasıl yaptın? Başka ne yapabilirsin, vb.) sorularak çocukların düşünerek cevap vermesi ve kendi sözcüklerini seçmesi sağlanmalıdır.

Destek; yetişkinler ve akranlar çocuğun problem çözme ve yaratıcılık çabalarını görüp, teşvik etmelidir.
Öğretmen bir etkinlik planlarken bu beş noktayı da düşünmeli, etkinliği öyle planlamalıdır. 5 noktanın hepsinin olduğu bir etkinlik gerçekten aktif bir etkinlik olacaktır. Bunlardan herhangi birinin eksilmesi (materyal, kullanım, seçim, dil var ancak yetişkin desteği yok ise) öğrenmenin aktifliğini düşürecektir. Öğretmenler bu 5 unsuru bir kontrol listesi olarak kullanabilir ve etkinliklerini bu çerçevede planlayabilirler.

Öğretmenin Rolü 
Çocukların bütün duyularıyla etkin olarak araştırmalarına yardımcı olur. Birden çok biçimde kullanılabilecek malzemeler sağlar ve çocukların bu malzemeleri tüm duyularıyla keşfetmelerini teşvik eder. Öğretmen çocukları kendi kendilerine bir şeyler yapmaya teşvik eder. Onların yerine problem çözmez, çocukların çözüme gidebilecek seçenekleri düşünmelerine fırsat verir onlara rehberlik eder. Öğretmen çocukların malzemeleri dönüştürmelerine ve birbiriyle karıştırmalarına yardımcı olur. Yaptıkları şeyi anlatmalarını ister. Aynı malzemeyi değişik biçimlerde kullanarak ya da farklı biçimlerde kullanan kişileri işaret ederek çocukları alternatif düşünmeye teşvik eder.

Tutarlı bir günlük program uygular. Odadaki tüm nesnelerin ve etkinlik köşelerinin işaretli olmasını, çocukların bu etkinlik köşelerinin isimlerini ve malzemelerin yerlerini bilmesine yardımcı olur. Çocuklar bir gün içindeki olayların sırasını ve neden sonra ne geleceğini bilir alan gezileri, özel ziyaretler, tematik etkinlikler, sınıf içi olaylar sürpriz olmaz. Değişiklikler çok önceden çocuklara haber verilir. Her gün her çocuğun bir plan oluşturmasına, bu planı üstesinden gelebileceği parçalara ayırmasına, aşamalandırmasına ve plan için gerekli malzemeleri saptamasına yardımcı olur. Öğretmen, her çocuğun yapmakta olduğu şeyle ilgili olarak düşünmesine, gözlem yapmasına, akıl yürütmesine ve konuşmasına yardımcı olur. Her çocuğun kendini ifade etmesine fırsat tanır. Çocukların araç ve gereçlerin kullanımı konusunda beceri kazanmalarına yardımcı olur. Bedenlerini farklı biçimlerde kullanmalarını sağlayan faaliyet sunar (açık hava faaliyetlerini günlük programına dahil eder.)
Çocukların kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşılamasına yardımcı olur. Her faaliyetin bir kısmını kendi kendilerine yapmalarını sağlar. (örn, çocukların ayakkabılarını ve paltoların giymelerine yeterince zaman tanır; dağıtıma uygun yiyeceklerin dağıtılması gibi işleri çocuklara verir

Gems Eğitim Modeli

GEMS (Great Explorations in Math and Science – Fende ve Matematikte Büyük Keşifler)

Heyecan verici etkili fen ve matematik etkinliklerini sınıflara taşıyan kaliteli ve esnek bir ders programıdır. Fermuarlı bir çanta içinde gerçekleşen kimyasal tepkimeden dev boyutlu sabun köpüklerinin oluşturulmasına, uzaydan geldiği söylenen garip yeşil bir maddeden güneş ısısı deneylerine kadar bütün GEMS etkinliklerinin amacı, temel bilimsel kavram ve yöntemleri açıklarken hayal gücünü etkilemektir.

GEMS üniteleri, fen bilgisi eğitiminde “gözetimli keşif” yönteminin en iyi yönlerini yansıtmaktadır. Gözetimli keşif yöntemi bireylerin öğrenime doğrudan katılımını vurgular. Bu tür etkinlikler, sadece ders kitaplarının kullanıldığı yönteme oranla daha fazla güdülenme yaratmakta ve bilim adamlarının gerçekte ne yaptığının daha gerçekçi bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Daha da önemlisi, GEMS etkinlikleri öğrencilerin temel fen ve matematik kavramlarını anlamalarını ve günlük yaşamlarında gerek duydukları sorgulama alışkanlığını edinmelerini sağlamaktadır. GEMS “Bilim Şenliği Öğretmen Kılavuzları” sınıflarda gerçekleştirilebilecek bir dizi gösteriyi anlatmaktadır. Öğrenciler, ön planda oldukları rahat bir ortamda, belirli tek bir sonuca ulaşmalarının gerekmediği araştırmalarda görev almaktadır. Bilim şenlikleri okullarda ve kamuya açık alanlarda büyük gruplara yönelik olarak da düzenlenebilmektedir.

GEMS Projesinin Amaçları Nelerdir?
GEMS Projesi şu amaçları gerçekleştirmek için etkinliğe dayanan bir yöntemi kullanmaktadır:

Bağımsız öğrenen ve eleştirel düşünebilen bireyler yaratmak.

Öğrencilerin fen ve matematikteki öncü kavramları anlamalarını sağlamak.

Temel fen ve matematik becerilerinin önemini göstermek.

Fen ve matematiğe karşı olumlu bir tutum edinilmesini sağlamak.

Montessori Eğitim Modeli

MONTESSORİ EĞİTİM MODELİ

Maria Montessori 1907 yılında ilk çocukevi “Casa dei Banbini”de engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar.

Maria Montessori çocukların;

– ödüllerden

– cezalardan

– yetişkin tarafından programlanmış eğitimden

– oyuncaklardan

– şekerlemelerden

– öğretmen masasından

– toplu derslerden

hoşlanmadıklarını,

– özgür seçimden,

– hatalarını kendilerinin denetiminden,

– hareket etmekten,

– sessizlikten,

– sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından,

– çevrenin düzenli ve temiz olmasından,

– özgür faaliyete dayalı bir disiplinden,

– kitapsız okuma ve yazmadan

alıştırmaların tekrarından,

hoşlandıklarını gözlemledi.
Eğitim sistemini çocuktan yola çıkarak kurdu.

Montessori Eğitimi temelde kişiliğin oluşumu üzerinde durmaktadır.
Maria Montessori bunu açıkça şu şekilde ifade etmektedir:

“Eğitimde metot değil, insan kişiliği göz önüne alınmalıdır.”

– Çocuk, özeldir, tektir.

– Kendine has bir varlıktır.

– Çocuk etrafındaki maddesel dünyayı absorbe eder, gelecekte yetiştireceği kişi modelini biçimlendirir.

 “Çocuk, insanların mimarıdır.” Bu mimarlar farkında olmadan içlerindeki inşa planına uyarak kendi ritimleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeye çalışırlar.

– Bu gelişime yetişkinler etki edemezler çünkü onlar inşa planını bilmemektedirler. Ancak, bir yetişkinin zamansız müdahalesi ya bu inşa planını tahrip edebilir ya da yanlış bir yöne yönlendirebilir.

– Montessori Eğitiminin temel taşlarından birisi hazırlanmış çevredir. Çocuklar hazırlanmış çevredeki Montessori materyallerinden, bireysel ilgi ve eğilimine göre bağımsız olarak seçim yaparlar.

– Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar.

Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur. Erken öğrenen yeni bir çalışmaya geçebilecektir, çünkü öğrenmede herkesin farklı bir ritmi vardır.

Materyallerdeki hata kontrolü çocuğun kendi hatasını bulmasıyla gerçekleşir. Başka birinden uyarıya, onaya ve düzeltmeye gerek kalmaz. Kendi kendisini düzeltmesine olanak sağlar. Böylece yetişkinden bağımsızlaşmak doğal olarak gerçekleşir.

Çocuğun güçlü bir karakterde yetişmesini sağlamak için “bir bakıma fiziksel ve ruhsal bir hijyene” ihtiyaç vardır. Bu durumda yetişkinlerin görevi çocuğun içindeki yeteneği ve gizil gücü uyandırmak ve onları gelişim sürecinde desteklemektir.

Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar. Dolayısıyla Montessori yönteminin özü, çocuğa önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir yöntem ve sistem anlayışıdır.

“Çocuğa hazırlanmış bir çevrede, çocuğun kişiliğini oluşturması için özgürlük tanıyan, kişiliğinin gelişim sürecini destekleyen, çocuğun kendi onuru içerisinde bireyselleşmesi ve sosyalleşmesini ciddiye alan, bireye özgü adil bir eğitimdir.”

Reggio Emilia Eğitim Modeli

REGGIO EMILIA
Bu yaklaşıma göre çocuklar hayatın anlamıyla ilgili cevaplar aramaktadırlar. Onlara cevabı vermek için acele etmemek, onun yerine cevabı kendilerinin bulması için teşvik etmek gereklidir. Erken çocukluk eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerini destekleyici ve ilerlemelerini teşvik edici bir ortam yaratabilmek ve kendi fikirlerinin gelişmesine fırsat tanımaktır. Çocukların sayısız yaratıcı, entellektüel ve iletişimsel potansiyelleri vardır ve her birine saygı gösterilmelidir. Çocuklar teoriler geliştiren, bilgi üreten, gözlem yapan, aktif deneyimler edinen, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden farklı kaynaklara sahip olan kişilerdir.
Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunulur, bu sayede yeni deneyimler kazanmalarına yardımcı olunur. Çocuklar araştıran, üreten ve hipotezlerini test eden kişilerdir. Kendilerini ifade ederken çok farklı sembolik araçlardan yararlanabilirler. Örneğim, resim, heykel, müzik, gölge oyunları, dramatik oyun gibi. Reggio Emilia yaklaşımında buna “Çocuğun Yüz Dili” adı verilir. Çocukların düşüncelerini ve duygularını herkes tarafından görünür kılmak adına kullandıkları birçok sayıda dile sahip olduklarına inanılır. Bu diller aracılığıyla çocukların sembolik düşünmesi, yaratıcılığı ve iletişim becerileri gelişir.
Reggio Emilia okullarında proje bazlı öğrenme esastır. Çocuklara kazandırılmak istenen bilgi didaktik bir şekilde verilmez; onun yerine çocuğun bilgiyi projeler aracılığıyla edinmesi hedeflenir. Bu sayede çocuklar yaşarken öğrenme imkanı bulurlar. Projelerde konu seçimi çocukların ilgi ve deneyimleri dikkate alınarak yapılır. Proje içeriği çocuklar tarafından belirlenir. Projeler büyük gruplardan çok küçük gruplarla uygulanır. Projeler matematik, fen, yazı, müzik ve sosyal çalışmaları içerir. Proje çalışmalarının dokümanları, fotoğrafları ve çocukların çalışmaları okulun duvarlarında sergilenir.
Proje yaklaşımı, çocukların belli konuları derinlemesine öğrenmelerine olanak sağlayan, kendi ilgi duydukları ve öğrenmeye meraklı oldukları bir konu üzerinde kendi çevrelerini ve deneyimlerini kullanarak bilgi sahibi oldukları bir çalışma yöntemidir.
Bu yöntemle, çocukların kendi yapabileceklerine güvenleri artar; küçük yaşlardan itibaren bilgiyi aramanın, bulmanın ve sürekli öğrenebilmenin zevkine varıp, bir konu üzerinde derinlemesine bilgi sahibi olmayı deneyimlerler.

Değerler Eğitimi

Değerler Eğitimi Programı ”değerler erozyonuna çözüm arayışının” bir ürünüdür. Çocuklarımızın sağlıklı kişiliğin temel taşlarını oluşturan toplumsal ve evrensel değerleri kazanmalarını ve kişiliklerinin her yönüyle gelişmesini sağlamak, öğrencilerimizi toplumsal ve evrensel değerlerle donanmış ve bu değerlerle yaşamayı yaşam biçimi haline getirmiş bireyler olarak yetiştirmek, çeşitli programlar aracılığı ile öğrencilerin temel insani özellikleri kazanmasını sağlamak, değerlere karşı duyarlılık oluşturmak ve onları davranışa dönüştürme konusunda öğrencilere yardımcı olmak bu eğitim programımızın temel amaçlarıdır.

DEĞERLER EĞİTİMİ NEDİR, NEDEN ÖNEMLİDİR? 
Değerler, aklın ve kalbin birlikte uyum içinde olması şeklinde tanımlanabilir.
Ahlaki, kültürel, ruhsal, toplumsal ve bireysel alana ilişkin uygun duyarlılık geliştirmeyi ve bunları içselleştirmeyi içerir. Toplumsal ve insani değerler insan yaşamının en önemli yanını oluşturur. Sevgi, cesaret, dostluk, yardımlaşma, temizlik, saygı, doğruluk, nezaket ve benzerleri önem verilen toplumsal değerlerdir.

Değerler toplum için önemlidir, değerlere uygun davranan insanlar da toplum gözünde değerlidir. Değerler sadece günlük eylem ve davranışlarımıza rehberlik eden ilke ve ölçütler olmaları bakımından değil, genel yaşam tarzımızı ve yönünü etkileme, belirleme açısından da önemlidir. Bu belirleme, seçeceğimiz meslekten, ülkesi veya insanlık için özveride bulunmaya, nasıl bir anne veya baba olacağımıza kadar geniş ve önemli bir alanı kapsar. Toplumsal yaşantımızın temel yapısını oluşturan milli, manevi, sosyal, ahlaki ve kültürel değerlerimizden olan;
-Yardımlaşma
-Dürüstlük
-Sorumluluk
-Sevgi
-Hoşgörü
-Saygı
-Barış
-Özgüven
v.b gibi kazanımları öğrencilerimize kazandırmak amacıyla yapılan çalışmalardır.

ÖNEM: 
Okul öncesi eğitimde çocukları tüm gelişim alanlarında desteklemek hedeflenir ve kaliteli bir okul öncesi eğitimde akademik becerilerin yanı sıra toplumsal değerlere de yer verilmelidir. Okul öncesi dönemde kendine güvenme, sorumluluk alma, sorumluluklarını yerine getirme, bir göreve başlama/ görevi tamamlama, takım çalışması, yalan söylememe, nezaket kelimelerini kullanma gibi değerlerin kazandırılması çocuğun tüm yaşamı boyunca kullanacağı becerileri de beraberinde getirir. İyi bir değerler eğitimi çocuğun kişilik gelişimi kadar akademik başarısını da olumlu etkileyecektir.

 

 

 

AMAÇLAR:

Okulumuz olumlu davranışları oluşturmak, pekiştirmek ve çocuklara yaşantısal olarak öğrenme fırsatı yaratmak için farklı eğitsel rehberlik programları uygular. Okul öncesi eğitimden başlayarak yaşamları boyunca çocuklarda olumlu davranışları kazandırmak amacıyla bu eğitim – öğretim yılında da “Değerler Eğitimi” programını uyguluyoruz.

Programla ulaşılması hedeflenen amaçlar:
1. İyi karakterli bireyler yetiştirmek, temel değerleri pekiştirmek;
2. Çocukların kendilerine ve topluma yararlı olacak sevgi, saygı, arkadaşlık, dostluk, yardımlaşma, paylaşma, sorumluluk, dürüstlük değerlerini kazanmalarını sağlamak;
3. Çocukların farklı değerlerin üzerinde düşünmelerine, düşüncelerini ifade etmelerine ve

kazandıkları değerleri davranışa dönüştürmelerine fırsat tanımak;
4. Eğitimcilere farklı bir bakış açısı kazandırarak yeni eğitici uygulamalar yapmalarını ve programla ilgili okul aile işbirliğini sağlamaktır.

özgüvenlerini rahatça ifade edebilecekleri ve bunu kendi kendilerine kurabilecekleri sıcak bir ortam yaratırlar. İyi birer örnek olarak insani değer ve eşitlik ilkelerini teşvik ederler.

Velilerimiz okulumuzda çok önemli bir rol oynarlar. Velilerle okulun birbirini desteklediği bir eğitimin daha etkili olduğunu düşündüğümüzden, okulumuz her zaman velilerimizle yakın bir ilişki kurmaktadır. İnanıyoruz ki; yakın bir ev-okul ortaklığı çocuğun aydın gelişimi kadar kişisel ve sosyal gelişiminde de olumlu sonuçlar verir.

L.U.G.O velilerimizden gelecek tüm öneri ve yorumlara memnuniyetle açıktır…